1.Basit bir özürle halledebileceğiniz sorunları saçma bir yalanla içinden çıkılmaz hale getirmeyin.

Hatanızı kabul etmek sizi başarısız biri durumuna düşürmez. Tersine karşınıza bir sorun çıktığında kaçmayı değil yüzleşip mücadele etmeyi başarabildiğinizi gösterir. Bu da müşterilerimizin en çok taktir ettiği özelliktir.satışınızı arttıracak 6 sır 2

2.Telefonları cevaplamanın eziyet olduğunu düşünmeyin.

Telefon görüşmeleri işinizin en önemli parçası. Sunum yaparken ya da toplantılarınız sırasında kullanmak üzere lütfen telefonunuzun çağrı reddetme ayarlarından düzgün bir mesaj seçin. “Şu anda bir toplantıdayım. En kısa zamanda sizi arayacağım” gibi harika otomatik mesajlar var. Size ulaşamayan müşteri kısa da olsa bir özür mesajı alırsa kendini değersiz hissetmemiş olur. Niye akıllı telefonunuzun nimetlerinden faydalanmıyorsunuz ki? Bu arada müşterinizi gerçekten en kısa zamanda aramayı ihmal etmeyin. Telefon adabı ve görüşme yönetimi, gayrimenkul danışmanlarının en başarılı olmaları gereken alan.

3.Satış kapamayı öğrenin.

Ofis sahiplerinden ve danışmanlardan en sık duyduğum şikayetlerden biridir bu. “Getiriyoruz, götürüyoruz, gidip başkasından alıyorlar”. “Her şey harika gidiyor ama ofisten kaparo vermeden ayrılan müşteri bir daha telefonumuza cevap bile vermiyor”. Haftada 20-25 sunum yapıyor ve zar zor bir satış çıkarabiliyorsanız ya alıcınızın ihtiyacını öğrenmeyi ya da son sözü söylemeyi bilmiyorsunuz. Satış kapama, daha açılışta başlayan bir süreç. Tavsiyem acilen bir “satış kapama” eğitimine gitmeniz.satışınızı arttıracak 6 sır

4.İhtilaflarla baş etmeyi ve itiraz karşılamayı öğrenin

Bir gayrimenkul danışmanı aralıksız olarak ihtilaf, yani çıkar ve fikir çatışması yönetir. İhtilaflarla baş etmeyi bilmiyorsanız, müzakere tekniklerinden haberiniz yoksa bu meslekte ilerleyebileceğinizi sanmayın. İtirazları karşılayamayan danışman satışı da kapatamaz. Sizi profesyonelliğe taşıyacak şey bu konudaki becerinizdir. Hatta bütün satışları tanıdığım en güvenilmez en dolandırıcı emlakçılar yapıyor” dediğiniz mahalle emlakçıları var ya, ihtilaf karşılamada, satış kapamada master yapmış adamlardır onlar bilesiniz.

5.Net olmanın kestirip atmak olmadığını bir zahmet öğreniverin

Bilgi almak için arayan alıcıya “Telefonda fiyat vermiyoruz biz” diyen bir danışman gördüğüm her sefer için kavanoza 1 lira atsaydım zengin olurdum kesin. Tanışmak için telefon ettiği satıcıya merhaba yerine “sözleşmesiz çalışmıyoruz ama” diyenleri hiç saymayayım. Net olun diyoruz, iletişimi kesip insanlara çemkirin demiyoruz ki. Sizinle ilk defa tanışan birine mesleğinizin genel kurallarıyla ilgili nutuk atmak da nereden çıktı? Her şeyin bir yeri, zamanı, söylenmesi uygun olan bir üslubu var. İşinizi bilmiyorlar diye insanları azarlayarak ne kazanmayı umuyorsunuz allah aşkına?

6.Ölçülebilir sonuçlar elde etmeye çalışın

Gün içinde kaç telefon görüşmesi yaptınız? Kaçı satıcı kaçı alıcı adayıydı? Görüşmelerinizin kaçı randevuyla sonuçlandı, randevularınızın yüzde kaçı işlemle sonuçlanıyor bilmiyorsanız siz sadece tesadüfen buradasınız demek ki. Kendinize bu hesabı vermeniz gerektiğini düşünmüyor musunuz? Verimliliğinizi ölçmek ve kendinize karşı dürüst olmak gayrimenkul sektöründe ilerlemenin en sağlam yoludur. İlerlemek istiyorsanız tabi…

Reklamlar

1 – Yeni müşteri kazanacağım derken eski müşterilerinizi ihmal etmeyin
Satış yapıldı bitti diye o ilişki bitmedi ki. Kurmak için onca çaba gösterdiğiniz bir ilişki hiç çöpe atılır mı? Sıkı sıkı tutun, bırakmayın. Eski müşteri, yeni müşteri kazandırır unutmayın. Arayıp hal hatır sorunca incileriniz dökülmez 🙂

2 – Reklam yapacaksanız reklam yapmaya değer portföylerinizi seçin
Sıkıcı, saçma sapan fiyatlı, kar ettirmeyecek portföyün vitrininizde ne işi var yahu. Hatta öyle portföyleri hiç almayın, aldıysanız da bari gözümüze sokmayın. Doğru fiyatlı portföylerle pazarlama çalışması yapmazsanız yaptığınız reklam sizi sadece ele güne rezil eder.

3 – İşe başladığınız günkü heyecanınızı kaybetmeyin
Gözünüzün ışığı söndü mü bitti bu iş. Hep aynı heyecanla işe sarılmanız lazım. Yoksa ekmek parası çıkarmaktan öteye gidemezsiniz. Bu iş sevilmeden heyecan duymadan yapılacak bir iş değil. Memur değilsiniz ki cancağazlarım. Sıkılarak iş mi yapılır?

4 – Hizmet bedeliniz konusunda inatçı olun. Hak ettiğinizi mutlaka alın
Hizmet bedeli düştükçe, müşteri kalitesi düşer. Kaliteli hizmet verin, hakkınızı alın, kaliteli müşteriler gelip sizi bulurlar. Hizmet kaliteniz konusunda inatçı olursanız hizmet bedelinizin tartışılmasına izin vermezsiniz zaten. Sevimsiz olun demiyorum. Hizmet bedelinizi hak ettiğiniz konusunda kimsenin şüphesi olmasın diyorum. Bir indirim yaptığınızda bunun ne kadar önemli ve değerli olduğunu müşteriniz taktir etsin diyorum.

5 – Ciroya değil hizmet kalitenize odaklanın
Sektörde netice Hatice’den önce geliyor gibi görünebilir. Ofisler arasındaki ciro savaşlarında böyledir gerçekten. Ama müşteri sadece satana değil, doğru düzgün satana para vermek istiyor. Kurtlar kurtlarla tilkiler tilkilerle çalışır unutmayın. Ben bu işi böyle yapmam demeniz gerektiği anı bilin. Sırf para kazanalım diye omurgamızdan vazgeçecek değiliz. “Millet ne dümenler çeviriyor, kimsenin umurunda değil” demeyin. O dümenlerden sizin haberiniz olduysa başkalarının da haberi oluyor. Nasıl olursa olsun sadece para kazanmak istiyorsanız siz bilirsiniz tabi. Her sektörün dolandırıcısı vardır mutlaka. Ama mesleki itibar diye bir şey var yahu!!!

6 – Değişime uyum sağlayın
Portföyler de, müşteriler de, pazarlama yöntemleri ve inşaat teknikleri de zaman içinde değişir. Bugün moda olan satış tekniği yarın demode olur. Teknoloji alıp başını gitmiş zaten. Yeni bir inşaat ya da dekorasyon şekli gördünüz mü ağzınızı açıp bakmayın. Dergileri karıştırın, hatta yapı malzemesi satan mağazaları sık sık ziyaret edin. Değişmezseniz, değişimi takip edenlerin gerisinde kalırsınız. Web tapudur, dijital pazarlamadır, sanal gerçelik ortamında sunumdur falan sektör aldı başını gitti. Ben bildiğimden şaşmam, klasik yöntemler yeterli diyorsanız da siz bilirsiniz.

7 – Hedef koymayı, stratejik plan yapmayı unutmayın
Hedefiniz olmadan nereye varacaksınız? İki yılda voliyi vurup piyasadan çekip gitmek mi istiyorsunuz yoksa bu işin uzmanı olmak mı? Her ikisi içinde stratejiye ihtiyacınız var emin olun.

8 – Karşınıza iş için çıkanları sadece müşteri olarak görmeyin
İşinizi yaparken dost edinmeyi unutmayın. Hayat sadece iş etrafında dönseydi emekli oluğumuz gün ölürdük. Gayrimenkul işinin emekliliği de yok üstelik. 90 yaşına kadar yap, kimse karışmaz. Harcayacaksanız para harcayın, insanı biriktirin en iyisi bu.

9 – İşinize yatırım yapın
Bu iş kendi işiniz. Hangi marka altında çalışıyor olursanız olun. Siz kendinizi bir marka haline getirmezseniz hiçbir marka sizi kurtaramaz. Eğitimlere katılın, pratik yapın. İşinizin tecrübelileriyle sohbet edin. Her gün işiniz hakkında yeni bir şey öğrenin. Bir şey mi kaybedersin?

10 – Dünya yansa da siz gülümsemekten vazgeçmeyin
Olan biten saçmalıkları üzerinize alınmayın boş verin gitsin. Gün bittiğinde geriye siz ve sizin hayatınız kalıyor. İç dünyanızda mutlu olmayı bilmiyorsanız en büyük başarıları da elde etseniz, deli gibi para da kazansanız mutlu olamazsınız. O yüzden gülümseyecek gücü kendi içinizde bul. Dışarıda aramayın.

 

Gayrimenkul ofisleri ve danışmanlar hakkında müşterilerden en çok şu şikayetleri alırız:

  1. Almaktan vazgeçtik kaparomuzu vermediler
  2. Satış gerçekleşmemesine rağmen hizmet bedeli aldılar
  3. Sözleşme aldılar ama gereken ilgiyi göstermediler
  4. Yer gösterme bedeli istediler
  5. Yer göstermekten başka bir şey yapmadılar
  6. Sözleşme bittikten aylar sonra gerçekleşen satıştan “müşteriyi biz getirdik” diye hizmet bedeli istediler
  7. Kiracıyla ya da mülk sahibiyle yaşadığımız sorunlar konusunda sorumluluk kabul etmediler
  8. Sorun çıktığında bizi temsil eden danışmana ulaşamadık, telefonu dahi açmadılar
  9. Yanıltıcı, yanlış, gerçek olmayan bilgi verdiler
  10. Uygunsuz davranışlarda bulundular

Pek çok müşteri, böyle bir sorun yaşarsa markalı ofislerin merkezinden çözüm bulabileceği düşüncesiyle kurumsal markalı ofisleri tercih eder. Bir marka çatısı altında çalışmanın ofislere en büyük faydası da budur zaten. Kısa yoldan güven sağlamak. Gelin görün ki marka çatısı altındaki ofislerin her yerinde, her danışmanın kartvizitinde küçücük de olsa mutlaka bulunan bir cümle vardır “Her ofis bağımsız bir franchise işletmesidir” diye. Yani marka der ki “kurumsal bir yapı vaat eden ve tabelasında, kartvizitlerinde markamı taşıyan bu ofis ve çalışanlarının yaptıkları beni bağlamaz”

DSC_0096

Tüketici şikayet sitelerine şöyle bir göz gezdirirseniz markaların gelen şikayetlere verdiği yanıtların da bunu doğruladığını görürsünüz. Şikayetlere verilen cevaplar hiç de güven veren cevaplar değildir. Çoğu zaman şikayet tarihinden epey sonra cevaplandırılmıştır.  Otomatik mesaj verdilerse şükredin, en azından şirket bir emek harcamış, şikayet sitesinde otomatik bir cevap oluşturmuştur. Şikayet ekranlarına düştüğünde bununla ilgilenen bir birimleri var demektir bu. Otomatik cevap hazırlamakla uğraşmamış markaların cevaplarının bir kısmı dil bilgisinden ve kurumsal iletişim kurallarından habersiz birileri tarafından yanıtlanmıştır ki akıl alır gibi değil. Arada bir “şikayetinizle ilgileniyoruz. size bilgi vermek için en kısa zamanda müşteri temsilcimizden bir telefon alacaksınız” gibi bir mesaj görebilirsiniz.  Ama bu aynı marka için bile pek istikrarlı bir durum sayılmaz. Bu şikayetleri yanıtlayan marka sayısı üç bile değil. Sektörde büyük ya da küçük kaç marka var bir düşünün. Çözümlenmiş vaka oranları % 20’yi bulmuyor. Üstelik bu tüketici şikayet sitelerine yansıyan rakamlar.

insan kaynak

Ne yazık ki müşteri eğer markalı bir ofisle sorun yaşarsa “bu ofisle bu markanın sadece isim hakkı sözleşmesi var” diye düşünmez. Zaten bu konuda bilgi sahibi de değildir. O küçücük yazılmış “bu ofisler bağımsızdır” cümlesi hep müşterilerin gözünden kaçar. Görüp okuyanlar da ne anlama geldiğini bilmez.

Peki markalar müşteri şikayetleri hakkında ne yaparlar? Ne yapmakla yükümlüdürler?

Franchise sözleşmesinde ne yazıyorsa onu yapmakla sorumludurlar sadece. Yani bir ofis ya da danışman marka imajına zarar verirse sözleşmesi iptal edilebilir. Edilebilir diyorum çünkü ortada bir zorunluluk yoktur. Markanın insafına kalmış bir durum. Müşteri şikayetlerinin büyük bir kısmı doğrudan marka merkezlerine yapılır. Maddi bir zarar söz konusuysa iş karmakarışık bir hal alır.  Çok şikayet alan bir ofis, markanın büyük ofislerinden biriyse maalesef sorun ofisin verdiği cevapla kapatılır ve görmezden gelinip geçiştirilebilir.  Oysa marka değerinizi ve algınız korumak istiyorsanız sorun yaşayan müşterinize hiç olmazsa çözüm yollarıyla ilgili danışmanlık ve yardım önermelisiniz. Marka merkezlerinde uzman hukuk desteği şart. Markanın imajı yerine avukat masraflarının düşünülmesi hayret verici. Bu konuda net bir politika ve süreç takip sistemi geliştiren marka neredeyse yok. Yardım öneren çok ama gerçekten yardım eden az. Çoğunlukla marka, ofisine müşteri şikayetini bildirip savunma istiyor ve gelen cevabı müşteriye iletmekle yetiniyor. Şikayet edilen ofis aranıp olayın soruşturulduğu durumlarda ofisler genelde müşteriyi haksız çıkarıyorlar. Müşteri kararlı ve yol yordam bilen biri değilse sonuca ulaşması çok zor.

Görünen o ki, markalar müşteri olarak sadece kendilerinden isim kullanım hakkı almış ofisleri ve bu ofislerin danışmanlarını kabul ediyorlar. O ofislerden hizmet almış kişileri müşteri saydıkları söylenemez. Ama markalı ofislerle çalışan müşteriler markayı bir bütün olarak algılıyor. “Her ofis bağımsız bir franchise işletmesidir” cümlesi müşteriyi bağlamıyor. Sadece markanın sorumluluğu üzerinden atmak için kullandığı  bir tuzak gibi görünüyor.

Çatısı altında bulunduğunuz markanın kötü temsil edildiğini gördüğünüz anda ofisler olarak merkeze baskı yapmazsanız marka “ben franchise sattım, gerisi beni bağlamaz” deme hakkına sahiptir. Bir marka çatısı altında muhteşem bir kaliteyle hizmet veriyorsanız bundan marka imajı faydalanır, ama marka çatınız altında bir kaç çürük elma varsa siz de bu kötü imajdan payınızı almaktan kaçamazsınız.

Şimdi açın internet arama motorunuzu ve markanız hakkında şikayetvar.com ‘da kaç şikayet var, hangileri yanıtlanmış, nasıl yanıtlar verilmiş bir bakın.

Gayrimenkul sektörü müşteri memnuniyeti ve geri bildirimlerle ilgili net bir politika, bir çözüm üretmekte geciktikçe kaliteli hizmet veren ofisler zarar görecektir. Söylemedi demeyin.

Şikayet almayan danışmanlar olmak için yapmanız gerekenleri buradan ve buradan okuyabilirsiniz.

“Müşteriler bize ne acayiplikler yapıp ne yalanlar söylüyor, onların dolandırıcılıkları ne olacak” diye aklınızdan geçiriyorsunuz biliyorum. O da bir sonraki yazının konusu. Takipte kalın 🙂

 

 

 

 

Gayrimenkul sektöründe etrafınıza şöyle bir bakarsanız yerinde sayan pek çok gayrimenkul danışmanı olduğunu fark edersiniz. Durumları ortalamadır. İki yılda bir ayın ciro birincisi ödülü falan alırlar ama bir türlü cirolarını büyütemez, bulundukları yerden ileri gidemezler. Bu duraksamanın sebebi nadiren işin getirdiği stres ve yılgınlık duygusudur.gayrimenkul-sektc3b6rc3bcnde-yerinde-saymanc4b1n-yolu.jpg

1.Başarılı olmaya başladığınızda, yeni şeyler öğrenmekten vazgeçip, kullandığınız yöntemleri kesin doğru olarak kabul etmek

Biraz dikkatli baktığınızda duraksamanın en önemli sebebinin bir kaç yıl sektörde çalışmış danışmanların yeni beceriler kazanmaya ihtiyaç duymamaları olduğunu görürsünüz. Oysa tecrübeniz arttıkça karşınıza çıkan işlemeler de müşteriler de değişir. Eski tecrübeleriniz çoğunlukla bu yeni müşterilerle ilerlemeye yeterli gelmez. Yeni becerilere, yeni bilgilere ihtiyaç duyarsınız. Bu donanıma sahip olmak için çaba göstermezseniz, ortalama cirolarla çalışır durursunuz. İş size ne zevk verir ne de maaşlı bir işten daha çok kazanç getirir

2.Eleştirileri kulak ardı etmek

Evet gayrimenkul sektöründe meyve veren ağacı taşlamak, yerleşmiş bir alışkanlıktır ama en doğru eleştiriler bazen düşmanlarınızdan gelir. Özellikle başarılarınızı kıskananlar yaptıklarınızı o kadar derin eleştirirler ki bazen sizin hiç fark etmediğiniz önemli şeyleri yakalayabilirler. Olumsuz eleştirilere alınmak ya da omuz silkip geçmek yerine, işe yarar bir sonucu olup olmadığını düşünmek lazım. Siz doğru bildiğiniz yoldan şaşmayın ama etrafınıza da bir kulak kabartın. Eleştirilere alınmayı ama mutlaka dinleyin, size hükmetmesine izin vermeyin ama mutlaka değerlendirin.

3.Yeterince tecrübe kazandığınız için artık hata yapmayacağınızı düşünüp yetki sözleşmesi, yer gösterme formu ya da tespit formu gibi evrakları kullanmayı ihmal etmek

Tam tersine tecrübe kazandıkça bu formların laf olsun, işinizi zorlaştırsın diye değil, yılların tecrübesi sonucu, süreci sağlıklı işletebilmek için hazırlandığını anlamış olmanız gerekir. Elbetteki mesleğinizin ilk yılındakinden farklı olarak size söz veren müşteriniz imza atmasa bile hizmet bedeli ödeyip ödemeyeceğini anlamaya başlamışsınızdır. Tespit formu doldurmadan da bir gayrimenkulün özelliklerini hatırlayıp not edebiliyorsunuzdur ama evraklandırdığınız süreçler hem daha güvenilirdir hem de harika bir arşiv oluşturur. Ne demişler “söz uçar, yazı kalır”

4.İşlemleri hızlı sonuçlandırmak için detayları atlamak

Sözleşme yapmaya hazır bir satıcının gayrimenkulüne değerleme raporu yapmamak sizi daha tecrübeli göstermez. Pazara hızlı çıksın diye incelemeden web sitesine giriş yaptığınız bir portföy hızlı satılacağına başınıza iş açar bela çıkarır. Ne kadar tecrübeliyseniz dikkat ve özen seviyeniz de o oranda artmış olmalı. Gözden kaçırdığınız saçma bir ayrıntı için işlem kaçırdığınız, mahcup olduğunuz anları bir hatırlayın derim.

5.Müşterilere ve diğer gayrimenkul danışmanlarına saygı duymamak

Biraz tecrübe kazanmış gayrimenkul danışmanları pek çok hoş olmayan tecrübe yaşarlar. Müşterilere karşı güvenlerini yitirebilirler. Ama bu size henüz pek tanımadığınız bir müşteriye saygısız davranma hakkı vermez. Henüz öğrenmediyseniz ben söyleyeyim. İyi hizmet vermeye söz veren ve bu iddia ile iş yapan biziz. Müşterilerimiz ne dürüst olmak zorundalar ne de iş ahlakı sınırlarına uymak zorundalar. Biz zorundayız. Bir işi profesyonelce yaptığını iddia eden biziz. Bu demek değildir ki her terbiyesizlik yapan müşteriye eyvallah diyerek duyduğumuz lafları yutmak zorundayız. Çalışmayı uygun bulmadığımız kişileri rahatça reddedebiliriz. Terbiye çerçevesinde ve karşımızdakini aşağılamadan yaptığımız sürece tabii.

6.Rüzgarın önünde savrulmak

Gayrimenkul sektöründe süreçler o kadar güçlü ve hızlı akar ki, zamanı ve işi yönetmeyi öğrenmediyseniz sürüklenir durursunuz. Hiçbir şey yapacak zamanınız olmaz, kendiniz yorgun ve yılgın hissedersiniz. Bu arada elde ettiğiniz kazançlar,, harcadığınızı düşündüğünüz enerjiye oranla gittikçe azalır. Oysa biraz dikkatli bakarsanız gün içinde yaptıklarınızın büyük bir kısmının gelir ve işlem yaratmaya yönelik çabalar olmadığını görürsünüz. Bir gayrimenkul danışmanının mutlaka öğrenmesi gereken şey süreç yönetmek ve zamanını verimli kullanmaktır. Önünüze bir defter alıp bir gün önce yaptıklarınızı, ne kadar zaman aldıklarını ve doğurdukları sonuçları sırayla listeleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

 

 

mutlu ve başarılı gayrimenkul danışmanı 2

1. Sabah alışkanlıkları geliştirin

Sabah en geç 6.30’da kalkın. Hazırlanmaya başlamadan önce, evinizin penceresinden ya da balkonundan etrafı seyredin. Nasıl bir gün geçirmek istediğinizi hayal edin. (Biraz The Secret* takılmanın kimseye bir zararı olmaz). Kendinize o günü neşeli kılacak eğlenceli bir günlük slogan bulun. “Ben gayrimenkul danışmanı olmadan önce buralar hep dutluktu” gibi. Bir pencere önü kitabınız olsun. Her gün evden çıkmadan önce bir kaç sayfa okumayı alışkanlık haline getirin.

2. Evrak ve telefon işlerini sabah saatlerinde yapın.

Araştırmalar aklımızın en iyi çalıştığı saatlerin, sabah uyandıktan hemen sonraki 2.5-4 saat arasında olduğunu gösteriyor. Bu demektir ki akıl ve organizasyon gerektiren işlerinizi ofise gelir gelmez yapmalısınız. Yani bu saatleri işinizi planlamak, yolunda gitmeyen süreçlere çözüm bulmak, zor müşterilerle telefonda konuşmak için kullanmalısınız. İş gününüzün en fazla 2 saatini evrak işlerine ayırmaya dikkat edin. Yani saat 10’da ofisten çıkmak için hazır olun. Uzmanlık bölgeniz sizi bekler.

3.Enerjiniz düştüğünde durup dinlenin

Durup dinlenmeyi öğrenmek büyük marifettir. Gün içinde birden fazla sorunlu işlemle uğraştıysanız enerjinizin bitmesi çok normal. Sorunlu işlemlerle uğraşmasanız bile insanlarla uğraşmak başlı başına enerji yiyen bir iş. Sabah yaptığınız The Secret numarasının aynısını yapmayı deneyin. Seyredecek güzel bir manzara, bakacak güzel bir pencere bulun. Bir süre konuşmadan sadece manzarayı seyredin ve bu günün nasıl sonuçlanmasını istediğinizi hayal edin. Sadece hayal etmeyin tabi. Günlük gelişmeleri düşünün ve günün geri kalanında sizi hedefinize götürecek adımları kısaca tekrar gözden geçirin ve hoşsohbet bir arkadaşınızla güzel bir yemek yiyin mutlaka.

4.Koşuşturmaları öğleden sonrası için planlayın

Aklınızın iyi çalıştığı sabah saatlerini, düşünmek, planlamak, sorun çözmek için nasıl ayırdıysanız, vücudunuzun harekete geçtiği öğle saatlerini de koşuşturmak, yeni ilişkiler kurmak ve sabah çözümünü ürettiğiniz sorunlarla yüzleşmek için kullanın. Yani neymiş: Sabah düşün, çözüm bul, öğleden sonra koş, uygula. Boş vaktinizin tamamını uzmanlık bölgenizde geçirmeyi de unutmayın. Ne demiş bir düşünür: “bölge, bölge, bölge” .

5.Akşam saatlerinde sizi stresten kurtaracak bir şeyler yapın

Evet başarılı danışmanlar soluksuz çalışıyorlar ama hepsi size aynı şeyi söyleyecektir. Akşamları günün stresinden kurtulmak ve yeniden şarj olmak için mutlaka özel bir şey yapıyorlar. Egzersiz yapmak, sevdiğiniz bir spor dalıyla uğraşmak, okumak, müzik dinlemek, aileniz ve arkadaşlarınızla sohbet edip zaman geçirmek, masaj yaptırmak, açık havada yürüyüşe çıkmak, meditasyon yapmak ya da yaratıcı bir aktiviteyle uğraşmak sizi günün yorgunluğundan kurtaracaktır. Telefonunuzu bile şarj ediyorsunuz, niye kendi enerjiniz için bir yenilenme fırsatı yaratmayı ihmal edesiniz ki? Ertesi güne, enerjik başlayabilmek için bu günden enerji deposunu doldurmak lazım 🙂

Çok koştuğunuz, çok güldüğünüz, bol bol işlem kapattığınız, kapatamadığınız her işlemden büyük dersler aldığınız, sosyal medyası kararında, gerçek sohbeti ve gerçek dostu bol günler dilerim hepinize.

*The Secret Avustralyalı yazar Rhonda Byrne tarafından 2006 yılında yazılan bir kitabın adı. Yayınlandığı dönem hem ülkemizde hem de dünyada pek çok kişiyi etkisi altına aldı.

Sevgili Gayrimenkul danışmanı adayları

Bu sektöre girmeyi düşünüyorsunuz ya da yeni girdiniz. Gayrimenkul satmanın çocuk oyuncağı olduğunu düşünüyorsunuz değil mi? Hiçbir şey yapmadan para kazanılan bir sektör. Satılık evleri göster, sat, parayı cebine koy, git. Herkes yapabilir. Ne güzel iş. Hımm… Olabilir tabii.karikatür-131

Size kötü bir haberim var. Kazın ayağı dışarıdan göründüğü gibi değil. Diğer meslekler için ne kadar çaba ve beceri gerekiyor tam olarak bilmiyorum ama gayrimenkul sektörünü iyi bilirim. Bu sektörde var olma savaşı vermiş, başarmış ve başaramamış bir çok danışmanla beraber çalıştım ben. Her meslek gibi gayrimenkul sektöründe bir kariyer yapmak da, emek, tecrübe, iş ahlakı ve gerçekçi beklentiler gerektiriyor. Bu yüzden kendinize bir sorun bakalım

Haftanın 7 günü belirsiz saatlerde hizmet vermeye hazır mısınız?

Başkası size yapılacak işler listesi vermeden de organize olup, işinize karşı sorumluluklarınızı yerine getirebilir misiniz?

İşler berbat giderken ve hiç parasal karşılık görmeden geçireceğiniz belirsiz sürelere rağmen (2- 3 aydan bahsediyorum. Evet yazıyla iki-üç ) moralinizi ve enerjinizi kaybetmeden çalışmaya devam edebilir misiniz?

Aynı anda pek çok müşterinin birbirinden tamamen farklı isteklerini karşılayabilir ve kafanız karışmadan kaliteli hizmet vermeye devam edebilir misiniz?

İnsanları seviyor musunuz? Daha da önemlisi, çok da fazla hoşlanmadığınız insanlara bu duygunuzu belli etmemeyi başarabilir misiniz?

Gayrimenkul sektöründe iş size gelmez, siz işe gitmelisiniz. Dışarı çıkıp raflarınızı kendiniz doldurmalısınız. Her gün tanıdığınız ve tanımadığınız onlarca insandan iş istemeye hazır mısınız?

Bu sorulara cevabınız EVET ise gayrimenkul sektöründe bir kariyer şansınız olabilir.

Gayrimenkul piyasası istikrarsız ve stresli bir sektördür. Bu yüzden en başarılı gayrimenkul danışmanları dışa dönük, kolayca sosyalleşebilen, girdiği ortamda hemen dikkat çeken ve değişken programlara kolayca uyum sağlayabilecek esnekliğe sahip kişilerin arasından çıkar. Siz de her tür değişime hızlıca ayak uyduracak esnekliğe, soluksuz çalışacak enerjiye ve her çeşit acayip insana şaşırmadan ve yargılamadan hizmet verebilecek sosyal beceriye sahip olmalısınız.

Tüm anlattıklarımdan sonra eğer hala gayrimenkul danışmanı olabileceğinizi düşünüyorsanız, size söylemem gereken bir kaç cümle daha var.

Gayrimenkul danışmanları kendi işlerinin patronudurlar. Aynı zamanda kendi işlerinin muhasebecisi, reklamcısı, sekreteri, arşivcisi, planlamacısı, koçu ve menejeridirler. Eğer bir markete girdiğinizde yanınızdan geçerken gayrimenkulden bahseden birine kartınızı veremeyecek kadar utangaçsanız bilin ki bu iş size göre değil.

Gözünüzü mü korkuttum. Az bile anlattım. Bunların bir çoğunu sizi gayrimenkul sektörüne sokmaya çalışan brokerlardan ya da işe yeni başladığınız markanın eğitimlerde duymayacaksınız.

Peki neden bu kadara çok insan bu sektörde tutunmaya çalışıyor? Ah işte burada durum biraz karışık. Bir kere gayrimenkul sektörüne girmek sahne tozu yutmaya benzer. Kendi adıma söyleyeyim, bu sektörle tanıştığım anda bu işe aşık oldum. Bu işi seviyorum. Bir çok insanın hayatta verdiği en önemli kararı vermesine yardım etmek, o karardan mutluluk duymalarını ya da yardımımızla yaptıkları yatırımdan ciddi maddi kazanç elde etmelerini sağlayabilmek paha biçilmez bir tecrübe. Üstüne yaptığımız işten kazandığımız para da cabası. Önümüz açık. Gayrimenkul sektöründe yapabileceğiniz kariyerin, kazanabileceğiniz paranın bir limiti yok. Maddi ve manevi tatmin olabileceğiniz, kendi iş planınızı ve gelişme hızınızı belirleyebileceğiniz nadir mesleklerden biri gayrimenkul danışmanlığı.

Doğru plan yapan, gerçekçi beklentilerle yola çıkan, gelişmek için her fırsatı değerlendiren, gayrimenkul danışmanlığının hizmet vermek olduğunu kavrayan ve iş ahlakının tüm mesleklerde olduğu gibi bu meslekte de sizi kalıcı kılacak şey olduğunu anlayanların önünde gerçekten harika bir kariyer var.

Atlamamanız gereken önemli bir nokta daha var. Gayrimenkul danışmanları olarak terfi edip. broker, ofis yöneticisi olmazsınız. Onlar gayrimenkul sektöründe başka pozisyonlardır. Gayrimenkul danışmanının terfi etmiş olanına tek bir şey denir: zengin gayrimenkul danışmanı!

Dilerim bu yolculukta yanınızda size doğru yolu gösterecek tecrübeli danışman arkadaşlarınız ve sizi gerçekten destekleyecek borkerlarınız olur. Yolunuz açık olsun…

Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden ….

1. Sadece sosyal medyayı kullanarak danışmanlık yapmaya çalışmak

Sosyal medyanın gücü tartışılmaz. Ama eğer siz işiniz için gerçek bir çaba göstermiyorsanız, sosyal medya sizden ancak içi boş parlak bir balon yaratabilir. Gerçekten becerikli değilseniz, ortalamanın üzerinde bir hizmet veremiyorsanız sosyal medyada oluşturduğunuz “başarılı gayrimenkul danışmanı” imajı, arkanızdan gülünmesine, sektörel şakalara malzeme olmanıza sebep olur.gayrimenkul danışmanlarının yaptığı 10 hata 1

2. Etkili iletişim yöntemlerini öğrenmemek

Telefonda fiyat soran müşteriye “telefonda fiyat vermiyoruz” yerine düzgün bir cümle kurup söyleyemeyen o kadar çok danışman var ki. “İsterseniz ofisimize buyurun, biz size bir kahve ikram edelim, bir yandan da fiyatlar ve seçenekler hakkında konuşuruz” diyerek aynı şeyi kastedersiniz ama bambaşka sonuçlar elde edersiniz.

3. Siz meşgulken arayan müşteriye ben sizi ararım deyip ertesi gün aramak

En meşgul anınızda bile en geç bir saat içinde çok meşgul olduğunuzu bildiren kısa bir telefon görüşmesi ya da mesajla müşterinize dönmeniz gerekir. Biz hizmet satarız ürünün kendisini değil. Alıcı ve satıcı telefonlarına zamanında dönmek en önemli işlerden biridir. En kötü ihtimalle teknolojiden faydalanın. Akıllı telefonunuzun çağrı reddetme ayarlarına mesajla çağrı reddet diye bir seçenek var. Gelen aramayı kabul etmediğinizde telefonunuzun otomatik olarak “Şu anda bir görüşmedeyim, sizi en uygun zamanda arayacağım” mesajını göndermesini ayarlamak sadece 10 saniyenizi alır. Bir saat içinde aramasını cevaplamadığınız müşteri uçar gider.

4. İnternet ilanlarına özen göstermemek

İlanınız için yükleyeceğiniz resimler ve yazacağınız tanıtım metni sizin vitrininizdir. Dağınık tozlu bir vitrine kim bakmak ister ya da karmakarışık göz yoran bir vitrine? İyi çekilmiş, merak uyandıran resimler ve düzgün bir dille yazılmış kısa ve öz bir açıklama çok şey değiştirir.

5. Zamanını ofiste geçirmek

Gayrimenkul danışmanının işi sahadadır. Değerleme raporu hazırlamıyorsanız, toplantınız yoksa ve siz ofiste 2 saatten fazla zaman geçiriyorsanız boş şeylerle oyalanıyorsunuz demektir. Zaman geçirmeniz gereken yer uzmanlık bölgenizdir. Çay içecekseniz uzmanlık bölgenizdeki bir cafede içmeli, traş olacaksanız uzmanlık bölgenizdeki berberde olmalısınız. Yani her fırsatta bölgenizde olmalısınız. Yoksa başkası kapar o bölgeyi. Sonra ofiste “vay benim bölgeme branda asmış” diye kavga ederken bulursunuz kendinizi.

Gayrimenkul danışmanlarının yaptığı 10 büyük hata

6. Yanınızda galoş, lastik çizme, baret taşımamak

Hangi işin ne zaman geleceğini bilemeyiz değil mi. Biz profesyoneliz. Tarlaya topuklu ayakkabılarla, pırıl pırıl cilalanmış temizlenmiş boş eve ayakkabıyla girmeyiz. Gayrimenkul danışmanının el çantası hep hazır olmalı. İçinde de lastik çizmeden ev ayakkabısına, galoştan arazide kullanmalık şapkaya hatta inşaat baretine kadar her çeşit kostüm bulunmalı. Çünkü gayrimenkul sunumu bir çeşit sahnelemedir. Hazırlığınızı yapmadan sahneye çıkmamalısınız

7. Görüşme ve sunumlar sırasında sürekli gelen telefonlara bakmak ya da telefonu kurcalamak.

Karşınızdaki sizin onunla ilgilenmenizi bekliyor ve siz başkasıyla ilgileniyorsunuz. Ne harika bir fikir. Böyle devam edin 🙂 Bir müşterinin kalbini kazanmak istiyorsanız garantili tek bir yol var “değer verdiğinizi göstermek”. Ofiste yaptığınız görüşmeler sırasında müşterinizin göreceği şekilde telefonunuzu sessize alıp kendinizden biraz uzağa koyun. Konuşulan her şeyi can kulağıyla dinleyin. Yani müşterilerinizi gerçekten önemseyip onları dinlemek konusunda istek duyun

8. Yapılacak işler listesi yapmamak

Gayrimenkul işi olayların çok hızlı ve aniden geliştiği bir iştir. Sürekli yeni sürpriz işler çıkarken elinizde bir yapılacak işler listeniz yoksa, bir süre sonra sonra önemliyle acili karıştırır ve kendinizi en önemli işleri yapmayı unutmuş ve kafası karışmış bir halde bulursunuz.

9. Her sorunda moral bozmak

İş hayatı bu. Ters giden pek çok şey olur. Bir sürü kötü niyetli insanla karşılaşırsınız. Yolunda gitmeyen her şeye üzülürseniz sadece stres üretirsiniz. Sorunları ciddiye alın insanları değil, çözüm üretin, stres değil.

10. Zaman kaybı olduğunu düşünüp mesleki eğitimlere gitmemek

Eğitim iş kalitenizi arttırır. Yanlışlarınızı düzeltir, işinizi cilalar. Nefes almak için size zaman sağlar. Çok işiniz olması sadece bahane. Ne duruyorsunuz sizi en çok oyalayan işlerle ilgili bir eğitime hemen şimdi yazılın. “Çok iş” diye bahsettiğiniz birçok şeyin kolay yolunu bilmediğinizi ya da gereksiz olduğunu görecekseniz.

 

 

 

  1. Sabah 8’den önce, ya da gece 10’dan sonra bir şey istemek için aramanız gerekiyorsa, önce bir mesaj atabilirsiniz mesela. Mutlu oluruz. Yoksa 24 saat hizmetinizde olmayı biz de isteriz ama çoluk çocuk, eş aile gibi başka önemli şeylere de zaman ayırıyoruz
  2. Bizim bir iş hayatımız var biliyorsunuz değil mi? Randevularımız, önceden verilmiş sözlerimiz var. O yüzden “biz evin önündeyiz, kaç dakikada burada olursunuz?” diye aramadan önce iki kere düşünün lütfen. Evet müşterilerimizi seviyoruz ama bütün gün boş boş oturmuyoruz ki biz.
  3. Biz taksi şoförü değiliz. Tabii ki size yer gösterme belgesi, alım satım sözleşmesi gibi evraklar imzalatacağız. Sadece ev görmek ve hiçbir belgeye imza atmamak istiyorsanız artık telefonların navigasyon uygulamaları var. İnternetten bulduğunuz evi kendiniz gezip pazarlık sürecini kendiniz yönetebilirsiniz. Bizim verdiğimiz hizmet ev göstermek değil.müşterilerimizin bilmesini istediğimiz 10 şey 1
  4. Alım satım sürecinde sizin de yapmanız gereken şeyler olduğunu bilmiyor gibi davranmasanız ne güzel olur. Randevulara gelmeniz, banka işlemleri için imza atmanız, doğru bilgiler vermeniz gerekiyor. Bunları sizin yerine yapmayı çok isterdik ama mümkün değil.
  5. Komşunuzun evini satışa çıkardığı fiyat, sizin evinizin fiyatı belirlemek için yeterli bir ölçü değildir ve bu işi komşunuzdan daha iyi bildiğimiz kesin!!!
  6. Bir iki mülk almış satmış olmanız sizi gayrimenkul danışmanı yapmaz. Evet biraz tecrübe kazanmış olursunuz ama biz yılda kaç işlem yapıyoruz haberiniz var mı? Bizim yaptıklarımızı yapabildiğinizi düşünüyorsanız gelin müşterimiz değil iş arkadaşımız olun, ofislerimizde her zaman yeni bir gayrimenkul danışmanı için yer var.
  7. Bazen bir mülkü satmak ya da size uygun bir ev bulmak tahmin ettiğimizden uzun sürebilir. Ama bu işlemi tamamlamak istiyoruz emin olun. Biz işlem kapanmadan para kazanamıyoruz maalesef. Satışın tamamlanması için ne kadar çok çaba ve emek harcadığımızı tahmin bile edemezsiniz.
  8. Yapabileceklerimizin bir sınırı var. Bir portföye piyasa fiyatının %40 altında teklif vermemizi istemeyin ne olur. Gayrimenkulünüzü piyasa fiyatının çok üzerinde satmak da bizim kalkıştığımız işlerden değil. Biz hem alıcıların hem de satıcıların adil fiyatlara ulaşmasını sağlamaya çalışırız çünkü.
  9. İşimiz hizmet. Sizinle tabii ki ilgileniyoruz ama kankanız da değiliz. Çocuğunuzu okuldan alıp, patronunuzdan sizin için zam isteyemeyiz. Ha kanımız birbirimize çok ısınırsa işlem bittikten sonra dostluğumuz devam eder zaten merak etmeyin.
  10. Hayalinizdeki evi almanızı sağlamışsak, aylardır satılık tabelasıyla bekleyen mülkünüzü en kısa sürede satmış, tapu devrini yapmış, her şeyi yoluna koymuşsak sizinle bir kutlamaya yapmaktan mutluluk duyarız 🙂 Çay, kahve, kısır, börek gibi şerlere hayır denir mi canım. Tabi ki geliriz o çayı içmeye 🙂

 

Tamam, çok çalışıyorsunuz. Gerektiğinde inşaat, arazi demeden geziyorsunuz biliyorum ama bıraktığınız ilk izlenimin %95’ini dış görünüşünüz belirliyor. Bu yüzden çoğunlukla sahada çalışan bir iş grubu olan gayrimenkul danışmanlarına birkaç stil önerim olacak.

  • Bakımlı olmakla süslü olmak arasındaki farkı öğrenin.

gayrimenkul danışmanları için doğru giyim 1

Aradaki farkı görüyor musunuz hanımlar beyler?

Bakımlı olmaya çalışmanız sizi süslü ve aptal yapmaz. Bakımlı görüneceğim derken ölçüyü kaçırmak ise komik duruma düşmenize sebep olabilir. Kadınlar için fönlü saçlar ve manikürlü tırnaklar bakımlı olmaktır, bol spreyli saç ve parıltılı makyaj ise süslü olmak. Erkekler için sakal tıraşı ve şekle sokulmuş saç, bakımlı olmaktır, aşırı parfüm kokusu ve jöleyle briyantinle parlatılmış saç süslü olmaktır.

  • Dekolte sınırlarını öğrenin. İşimizle ilgilenilsin istiyoruz, vücudumuzla değil…

    gayrimenkul danışmanları için doğru giyim 2

    Ölçünün ne kadar kolay kaçabildiğini görüyorsunuz değil mi?

İş dünyası her şeye rağmen erkek yoğun bir dünyadır. Sevgili kadın danışman dostlarım, feminen olmayın demiyorum ama ölçüyü iş dünyası sınırlarında tutmazsanız kendinizi sürekli “herkes de bana asılıyor, bıktım vallahi” derken bulursunuz. Hırsızın hiç mi suçu yok diyecekseniz. Olmaz mı? Yine de göğüs ve bacak dekoltesiyle gittiğiniz bir iş görüşmesinden işinize odaklanılmasını beklemeniz biraz yüksek bir beklentidir. Erkekler dekoltenizle, kadınlar kıskançlık duygularıyla ilgilenmekten esas meseleye dikkatlerini toplayamayacaklardır. Dekolte diyerek sadece kadınlara seslenmiyorum tabii ki. Erkekler için de dekoltenin söz konusu olduğunu biliyor muydunuz peki? Sevgili erkek danışman dostlarım. Kaslarınızı özenle geliştirmiş olabilirsiniz. Bacaklarınızın harika göründüğüne inanıyor olabilirsiniz. Ama iş dünyasında gövdenize yapışan o ince triko kazakların, renkli daracık pantolonların ciddiyetinize darbe vurduğunu bilmelisiniz. Kadınların vücutlarını sergilemesinin hoş karşılanmaması gibi erkeklerin de vücut sergilemesi hoş karşılanmıyor. Kadın erkek demeden dekolte konusunda dikkatli olmak gerekiyor. Ne demiştik, işimizle ilgilenilsin istiyorsak vücudumuzu kimsenin gözüne sokmaya gerek yok.

  • Rahatla gündelik arasındaki farkı öğrenin.

    gayrimenkul danışmanları için doğru giyim 4

    Çalışma saatlerinizin dışında sağdaki seçeneği tercih edip etmemek size kalmış.

İçinde kendinizi rahat hissetmediğiniz bir giysiyle işinize odaklanmanız elbette ki çok zor. Ama bu işinizi kot pantolonlar, soluk t-shirtler, boyasız ayakkabılar ve eşofmanlarla yapabileceğiniz anlamına gelmiyor. Yapabilirsiniz tabii ama karşınızdakiler sizin yapabileceğinizi maalesef düşünmezler.  İlk izlenimden bahsediyoruz. İlle de kot pantolon giyeceğim diyorsanız üzerine kaliteli bir gömlek ve ceket, hatta bir kravat takmalısınız.

Kadınlar için de farklı değil durum. Evet herkes yüksek sivri topuklu ayakkabılar giyecek diye bir kural yok. Ama ayağınıza babaannenizden kalmış gibi görünen ortopedik sevimsiz ayakkabılar giymeyin bence. O salaş püsküllü hırkayı da hemen dolabınıza kaldırın olur mu… Rengarenk desenli elbiseler, terlikler de yaz günleri ve tatiller için daha uygun.

  • Hangi müşteriye nasıl görüneceğinizi bilin

Arazi bakmaya giderken 12 punt topuk, lüks villa göstermeye giderken parmak arası terlik olmaz tabii ki. Ticari gayrimenkulle ilgileniyorsanız kadınlarda romantik çiçekli elbiseler, erkeklerde o renkli dar pantolonlar size saygı duyulmasına pek de katkıda bulunmaz. Günün önemli görüşmesi neyse o günkü stilinizi ona göre ayarlamalısınız. Sahada çalışıyorken rahat giysiler, ofis nöbetindeyken daha klasik ve şık giysiler tercih edebilirsiniz. Hatta saha çalışmalarında ofis logolu t-shirtleri özellikle tavsiye ederim

  • Gayrimenkul sektörünün ve iş dünyasının “ye kürküm” dünyası olduğunu aklınızda bulundurun

Üstünüze başınıza harcadığınız para sizi ilgilendirir. Ama iş dünyası ve gayrimenkul sektörü sizin başarılı bir danışman olup olmadığınızın ipuçlarını sorgular durur. Evinizin durumuna, arabanızın markasına dikkat kesilirler. Bu yüzden dolabınızda az da olsa lüks sayılabilecek aksesuarlar bulundurmaya özen gösterin. Markalı bir saat, kaliteli klasik bir deri çanta, şık ayakkabılar müşterileriniz tarafından sizin ne kadar kazandığınızla ilgili ip uçları olarak algılanır.

İş hayatında giyinmenin altın kuralı, iş kolunuzun geleneklerine uygun ama kendinizi yansıtan bir tarz belirlemenizdir.  Özellikle gayrimenkul sektöründe hem rahat edeceğiniz hem de şık ve rahat görüneceğiniz bir tarz yakalamalısınız. Kim uğraşacak bununla diyorsanız internette birçok kombin önerisi olduğunu hatırlatmak isterim. Birkaç saatlik internet araştırması ve birkaç gün alış veriş için ayrılmış zaman, gardırobunuzu işiniz için ideal hale getirmeye yeter de artar bile. İnternetteki fikirler de yeterli gelmediyse sektörden tarzını beğendiğiniz birinin yardımını isteyin. Ne duruyorsunuz, çevrenizdeki en şık danışmanı yakalayıp doğru alışverişe.

 

Her zaman iş peşinde koşan, haftada en az iki kere tapuda işlem yapan, aldığı portföyü çabucak sattığı herkes tarafından bilinen bazı emlak danışmanları var. Nasıl oluyor diye için için soruyor musunuz? Hemen söyleyeyim, bu danışmanların süper güçleri yok. Sadece üşenmeyip sürekli işleriyle uğraşıyorlar. Her gün bölge çalışması yapanı da var, durmadan hediye dağıtanı da var. İşiyle ilgili her eğitime koşup, eğitimde öğrendiklerini sahada nasıl uygulayacağını bulanı da var. Alacakları sonuçlardan önce, kendi verdikleri emekle ilgileniyorlar. 

Bir diğer grup ise kendini bu kadar harap etmenin boşuna olduğuna daha işin en başında karar vermiş. Sisteme uysun uymasın karınlarını doyuracak kadar işlemi yapıp, çok çaba gösterenlere oturdukları yerden gülüyorlar. Çorbayı hızlıca kaynatmak ve bugünü kurtarmak onlar için daha önemli. Bu tarz denışmanların genellikle istikrarsız ve piyasa koşullarından fazlasıyla etkilenen bir iş hacimleri oluyor. Üstelik işe yeni başlayanlara moral bozucu şeyler söylemeyi kendilerine görev sayıyorlar. En sevdikleri cümle “o öyle olmaz”

süper gayrimenkul danışmanıBirinci gruba dahil olmak isteyen ama nerden başlayacağını bilmeyenler için birkaç önerim var:

  • İlk olarak iş biriktirme huyunu bırakmanız gerekiyor. Biri sizden telefon bekliyorsa en geç bir saat içinde ona dönüş yapmalısınız. Zor bir telefon konuşması yapacaksanız en iyi zaman “hemen şimdi”dir. Bir değerleme raporunun etkili olması için görüşmeden en geç yirmidört saat sonra teslim edilçesi gerekir (tabii bir fabrika ya da dev bir turizm tesisi söz konusu değilse).
  • Eski, kullanmadığınız, köşede tozlanan geçmiş yıl ajandalarınız hazine değerindedir. Düzenli olarak kurcalanmalı, işinize yarayacak bilgiler yeni ajandaya not edilmeli, artık işinize yaramayacak bilgiler, işe yeni başlamış danışmanlara anı ve tecrübe olarak anlatılıp değerlendirilmelidir
  • Belirsizliğini koruyan işler için durum değerlendirmesi yapmalısınız . Müşterilerinizi, başkasına devretmeniz gerekenler, artık vazgeçilmesi gerekenler ve tekrar harekete geçirilmesi ya da demlenmesi gerekenler diye sınıflandırmalısınız.
  • Elinizdeki işlerin durumunu belirleyip öncelik listesi yapılmalısınız. Bu hafta mutlaka satılması gereken portföy ile geniş zamanda değerlendirilecek portföy için yapmanız gerekenler aynı değil tabii ki.
  • Özellikle kafa dağınıklığı, işinizi her şeyden daha çok sabote eder. Her hafta için üzerinde çalışacak bir portföy ya da müşteri belirleyin. Geri kalan zamanınızın tamamını planlayamazsanız bile o haftanın MUTLAKA’sı hep belli olsun. “Bu hafta gelişme kaydedeceğim konu” başlığını da seçmeyi unutmayın

Bölge çalışması yapın, her gün en az 3 yeni kişiyle tanışın, bir hobi edinin, karşınıza çıkan her portföye inatla değerleme raporu hazırlayın demiyorum bile…