“Biz dijital olanakları çok iyi kullanıyoruz” diyor karşımdaki ofis sahibi. Ofis yöneticisi de heyecanla başını sallayıp destekliyor. “Sosyal medyada çok etkiniz. Bir ajansla anlaştık, bize SEO yapıyor”. “Harika” diyorum. “Peki hedeflerinize ne kadar yaklaştınız?” Karşımdakiler biraz şaşkınlaşıyor. “Eeee facebook sayfamız 25 bin beğeniye ulaştı” diyorlar. Sayfayı açıp bakıyorum, ilk üç paylaşımda beğeni sayısı 100 civarında ama bir tane bile yorum yok. Görseller stok fotoğraf sitelerinden alınmış. Ofiste çalışanlarla ilgili tek paylaşım çan çalarken çekilmiş resimleri. Müşterileriyle ilgili paylaşımlar ise satış bittikten sonra yapılan tapu önü resimlerinden ibaret.

team-meeting1

“Dijital varlığınızı neye göre oluşturdunuz?” diyorum. “Facebook, İnstagram ve Twitter’da varız. Bir de Web sitemiz var” diye gururla cevap veriyorlar. “Web sitenizinde ne var?” diyorum. “Portföyleri üç boyutlu kaydettik. Sanal tur yaptırıyoruz müşterilerimize, bir de bazı portföylere drone çekimleri yapıyoruz” .  Dayanamayıp soruyorum “peki tüm bu dijital girişimlerinizle ne elde etmeyi planladınız?” Tekrar şaşkın bakışlarla karşılaşıyorum. “Daha çok ciro, kaliteli hizmet, müşteri memnuniyeti” diye geveliyor ofis yöneticisi.

digitalworldshutterstock_108005828.jpg

“Ofisinizdeki sözleşmesiz portföy oranı yüzde kaç?” diyorum. “Yüzde 60 civarı” diye cevap veriyorlar. “Müşteri memnuniyeti politikanız, danışman ilişkileri politikanız ne?” diyorum. Cevap yok… Ofis sahibi atlayıp “CRM programı kullanıyoruz” diyor.  “CRM programınızı verimli kullanıyor musunuz?” diyorum. “Üçbinin üzerinde müşteri bilgisi kaydımız var” diyorlar bir ağızdan. “Verileri kim değerlendiriyor?” diyorum. “Ofis asistanımız tüm yeni portföylerimizi kayıtlı müşterilerimize düzenli olarak SMS ve elektronik posta yoluyla bildiriyor” diyorlar. “Tamam” diyorum. Anladım. “Bana büyük bir bardak kahve getirebilirseniz iyi olur sanırım. Çok şey konuşmamız lazım sizinle”

*Kişiler ve ofis hayal ürünüdür efendim.

Reklamlar

Gayrimenkul sektörü hakkında ne çok şey söyleniyor değil mi? Olumlu olumsuz hakkında en çok konuşulan sektör gayrimenkul sektörüdür desem yalancı çıkmam vallahi. Özellikle sektörün içindekiler hem sektöre yeni girecek olanlara hem de birbirlerine doğru yanlış pek çok şey söylüyorlar. Peki gerçek ne?

in2

  • Kurumsal marka çatısı altında çalışınca her şey daha iyi olur diyorlar

Evet bir marka çatısı altında çalışmak çok şey değiştirebilir. Tek bir koşulla: siz değişmek istiyorsanız… Kurumsal markalar size bir iş modeli sunup bunun eğitimlerini verirler. Uzun zamandır bu eğitimleri veren biri olarak söylüyorum, danışmanların ve ofis sahiplerinin pek çoğu bu eğitimlere daha çok boy göstermek için geliyor. “Eğitim şart” cümlesini herkes şarkı yapmış söylüyor ama iş eğitim için gereken zaman ve paraya gelince herkesin ya çok işi var ya da kimsenin eğitime ihtiyacı yok! Eğitime gelenlerin de büyük bir kısmı, eğitim salonundan fotoğraf paylaşıp, kurabiye atıştırmaktan, eğitimde duyduğu bir kaç havalı cümleyi toplantılarda tekrar etmekten başka bir şey istemiyorlar. Eğitimde anlatılan sistemin zaman kaybı olduğunu düşünen o kadar çok ofis sahibi var ki inanamazsınız. Pek çok kişi için hızlı ve çok para kazanmak, iyi hizmet vermekten, istikrarlı gelir oluşturmaktan daha önemli. Oysa marka dediğimiz şey, siz içini doldurana kadar boş bir kabuktan başka bir şey değil. Uygulamadığınız eğitim, uygulamadığınız sistem, hiçbir değişiklik yaratmıyor.

  • “Gayrimenkul danışmanları çok para kazanır” diyorlar

Gayrimenkul danışmanlarının çok az bir kısmı gerçekten hayatlarını değiştirecek miktarlarda bir kazanç elde edebiliyor. Geri kalan çok büyük bir çoğunluk -ki bu toplam danışman sayısının yüzde yetmişine falan denk düşer- maaşlı bir işte kazanacağından ancak biraz fazla kazanıyor. Gerçekçi hedefleri olanlar, yaşam standartlarını değiştirecek kadar gelir yaratmakta sıkıntı çekmiyor. Oysa gelir beklentisi iki uzak uçta toplanmış durumda. Bir uçta “çorbamı kaynatacak kadar kazanayım yeter” diyenler var, diğer uçta da “bir fabrika arazisi satayım, hayatım kurtulsun, bir daha da çalışmayayım” diyenler var. İstikrarlı bir gelir yaratmak çok stratejik bir planlama ve emek istiyor. Yani işe çorbanızı kaynatmakla başlayıp, villanızın bahçesinde mangal partisi yapmaya ulaştığınız bir süreci planlamaktan bahsediyoruz. Ciro birincisi listelerine girmek sorun değil biliyorsunuz, onu hepiniz yılda bir kere de olsa başarabilirsiniz. Önemli olan istikrarlı bir şekilde artan gelir ve başarıya ulaşmak

  • Ofis sahipleri gayrimenkul danışmanı bulamamaktan şikayet ediyor

Gerçekten de sektöre yeni danışman kazandırmak ve tutundurmak çok zor. Çünkü bu iş tartışmasız bir şekilde girişimcilik ruhu istiyor. Yıllarca maaşlı işlerde çalışan insanlara güvenli hayatlarından çıkıp risk almalarını söylüyor, bu riski almıyorlar diye kızıyorsunuz. Öncelikle iki şeyi çözmelisiniz. İnsan kaynakları eğitimi almadan işe alım süreci yönetmeye çalışıyorsunuz bu bir. İkincisi de işe alım yaptığınızı düşünüyorsunuz 🙂 “Siz bizim iş ortağımızsınız” diye tekrar edip durduğunuz o cümle var ya, kilit bir cümle. Sevgili ofis sahipleri, hala görüşme yaptığınız kişilere gerçekte bir çeşit ortaklık teklif ettiğinizin farkında değilsiniz. Bu sektörde iki ayrı iş modeli var. Birincisi beraber çalışacağınız kişileri işe alır, bir süre maaş verir yetiştirirsiniz. Sonra ortaklık teklif edersiniz. Ortak olmak istemeyenler maaşla çalışmaya devam eder (Evet böyle bir model de var ve işliyor). İkincisinde iş ortaklarınızı seçer, onlara mentorluk eder, kurulmuş bir iş modeli içinde kendi gelişimleri için yardımcı olursunuz. Yani kendi ortaklarınızı bizzat kendiniz yetiştirirsiniz. Bu modelde “vay biz yetiştirdik, gittiler kendi ofislerini açtılar” diye şikayet etmemeniz gerekir. Sizin sunduğunuz ortaklık yeterince karlı değilse iş kurmaya cesaret etmiş bu insanlar tabii ki gidip daha karlı bir iş kuracaklardır. Bunda şaşıracak kızacak ne var? Yeterince karlı bir ortaklık inşaa ederseniz bunun başınıza gelme ihtimali azalır.

  • Gayrimenkul danışmanları, ofis sahiplerinin kendilerini sömürmesinden şikayet ediyor

Bizim ülkemizde markaların sistemleri, çoğunlukla tercüme sistemler olarak kaldılar. Bir türlü yerel çözümler üretemedik. Markalar bu konuda çalışıyorlar inkar edemem ama daha ofisler henüz orada değiller maalesef. Gerçeği söylemek gerekirse danışmanın ofise getirdiği hizmet bedelinin yarısını almayı hak edecek özelliklere sahip çok az ofis var. Ama çalıştığı ofisi dolandırmaya çalışan danışman sayısıyla eşit sayılırlar. Ofisle hizmet bedelini paylaşmamak için ofis dışından işlem yapan, satış rakamının üstüne kendi cukkasını ekleyen danışman sayısı da kabarık çünkü. Ofisin bu paylaşımı hak etmediğini düşünen danışmanların kendilerini haklı çıkardıkları berbat ama yaygın bir alışkanlık bu.

Oysa sistem şöyle işlemeli. Bir ofiste işe başladığınızda size göz ardı edemeyeceğiniz bir iş modeli öğretilmeli ve bu iş modeli için gereken tüm hizmet, altyapı ve ekipman o ofiste bulunmalı. Ofise getirdiğiniz hizmet bedelinden ofise kalan pay, başta ofis sermayesine eklemediğiniz ortaklık payının taksitle ödenmiş hali gibi gelecektir size o zaman. İşinizde ilerlediğinizde o ofisin gerçek ortağı olduğunuzu hissetmenizi sağlayacak adil bir paylaşım olduğunu görürsünüz. Ofis kazancı arttıkça ofise yatırım yapıldığını görmelisiniz bir de. Ofis zenginleştikçe sadece ofis sahibi zenginleşmekle kalmamalı yani. Ofisin fiziki koşulları ve alt yapısı sürekli gelişiyorsa sistemin doğru işlediği bir yerdesiniz.

Sektörün içindekilere çok mu acımasız davrandım? Dost acı söyler. Bu sektörün gelişmesi için emek veriyorum. Yazdıklarımı okuyan bir kişi bile “ne yapıyoruz biz” dese, bu konuda tartışıp gelişmek için çaba göstermeye başlasa mutlu olurum. Gayrimenkul danışmanlığını meslek olarak gören ve gelişmesi için çaba gösteren tüm danışmanlara ve markalara selam olsun

 

Gayrimenkul sektörü hakkında ne çok şey söyleniyor değil mi? Sokakta, toplu taşım araçlarında bir kulak kabartın. Her gelir grubundan insan kendi mülkleri hakkında, gayrimenkul pazarlamak ve gayrimenkul pazarlayanlar hakkında bol bol atıp tutuyor.  Peki sektörün gerçeklerini ne kadar biliyor dışarıdakiler?

community, unity, people and support concept - couple hands hold

  • Az çalışıp çok kazanan bir meslek grubu olduğumuzu düşünüyorlar

Bir gerçeklik payı olduğunu itiraf etmeliyiz değil mi? Çünkü bu sektörde az çalışıp çok kazanan birileri gerçekten var. Ben lafı dolandırmadan söyleyenlerdenim biliyorsunuz. Az çalışıp çok kazanıyorsanız dolandırıcılık yapıyorsunuzdur, birinin hakkını yiyorsunuzdur, sıradan insanların görüşmeye cesaret edemeyeceği karanlık insanların işlerini takip ediyorsunuzdur net. Çünkü gayrimenkul sektöründe az çalışıp çok kazandığınız dönemler vardır ama kısa sürer, tesadüftür yani. Üç ay sürer, beş ay sürer biter. İstikrarlı olarak çok para kazanmanın akıllıca ve çok çalışmaktan başka yolu yok bu sektörde.

  • Yaptığımız işi herkes yapabilir sanıyorlar

Bu da çok yanlış sayılmaz. Başka mesleklerden farklı olarak gayrimenkul danışmanlığı için eğitim seviyeniz, cinsiyetiniz, aile kökeniniz, yaşınız, deneyiminiz çok az önem taşır. Tek bir kriter vardır, bu iş için gereken fedakarlıkları yapacak mısınız yapmayacak mısınız? O yüzden sokaktaki herkes işimize bakıp “bu yapıyorsa ben de yaparım” diye düşünebilir. Haklıdır.

  • Gayrimenkul danışmanıyla emlakçı arasında gösteriş için kullanılan bir unvandan başka bir fark olmadığını düşünüyorlar

Bir fark var ama iddia edildiği gibi bir fark değil o. Kurumsal çatı altında çalışanlara gayrimenkul danışmanı diyoruz. Ama bu unvanı taşımak için aldıkları eğitimin hakkını veren ofis ve danışman sayısı çok düşük. “Emlakçı” diye küçümsediğiniz kitle arasında ise kurumsal çatı altında çalışanları cebinden çıkaracak uzmanlık ve beceriyle çalışan pek çok insan var.

  • Güvenilmez olduğumuzu düşünüyorlar

Çok büyük paralardan bahsediyoruz biliyorsunuz. İşte o büyük paralar tehlikeli ve güvenilmez insanları bu sektöre doğru mıknatıs gibi çekiyor. Dışardan bakanların bu konuda önyargılı olmalarına yetecek kadar çok kötü niyetli insan var sektörde. Diğer mesleklerle kıyaslarsak güvenilir insan oranı en düşük meslek bizimki çıkabilir. Emlakçılık yasası çıkınca durum değişir diye düşünüyorsanız hayal kırıklığına uğrarsınız. İş yasayla değil çabayla çözülecek

  • Gayrimenkul danışmanlığının gelip geçici bir iş olduğunu düşünüyorlar

Emeklilerin ve iş bulamayanların yerimiz belli olsun diye emlak ofisi açtığı bir ülkede çok da şaşırtıcı bir ön yargı sayılmaz aslında. Kurumsal ofislerdeki hızlı sirkülasyonu da düşünürseniz hak vermemek çok zor bu ön yargıya. Etrafınıza bir bakın, sizinle işe başlamış arkadaşlarınızın kaç tanesi hala sektörde çalışıyor? Genelde bir yıl kadar sürüyor gayrimenkul danışmanlığı macerası. Sektöre girenler ya vazgeçip evlerine dönüyor ya da maaşlı bir iş alanına kayıyorlar. Danışman olarak başlayan pek çok kişinin ofis asistanı olmak istediğini gördü bu gözler.

Dışarıdan bakanlara çok fazla hak verdim değil mi? Evet sektörün içini bilmelerine olanak yok ama emin olun bu ön yargıları biz körüklüyoruz. Yeterince uğraşırsak değiştirebilecek olan da yine biziz tabii ki. Gayrimenkul danışmanlığını meslek olarak gören ve gelişmesi için çaba gösteren tüm danışmanlara ve markalara selam olsun

 

 

 

1. Sabah 8.30’da bölgenizde olun. Çoğu esnaf bu saatlerde kepenklerini kaldırmaya başlar.

2. Bölgenizin en kalabalık fırınından bir ekmek, birkaç simit (İzmir’deyseniz gevrek) alın. Bu arada diğer müşterilerle havanın sıcaklığından, mahallenin gece ışıklandırmasının yetersizliğinden falan konuşun.

3. Bölgenizin manavından domates biber salatalık alın. Çoluğunun çocuğunun hatırını sorun, yengeye valideye selam gönderin. Değişik bir sebze meyve görürseniz nasıl yenildiğini sorup öğrenin. Hatta diğer müşterilerden tarif alın

4. Mahalle bakkalından peynir zeytin alın. Süpermarketlerin işlerine vurduğu darbe konusunda dertleşin.

5. En güzel çay demleyen esnafın kapısında torbaları sallayıp çay hazır mı diye sorun.

6. Esnafın kapısının önüne kuracağınız derme çatma sofranızda çayınızı için kahvaltınızı yapın.

7. Mahalle kahvesinde ya da bölgenizin en havalı cafesinde yandan çarkı bir Türk kahvesi için.

8. Mahalle muhtarına uğrayıp kalem ajanda ya da elinizde hangi promosyon malzemesi varsa bırakıp bir çayını için.

9. Mahallenin dedikocu teyzesi, sokak kendilerine kedi maması dağıtan teyze, parka çocuğunu havalandırmaya çıkarmış genç hanım, koşuya çıkmış atletik delikanlı artık kim denk gelirse ayak üstü iki lafın belini kırın

10. Dönün artık ofisinize canım yeter. Saat de 11 olmuştur zaten

Aynı şeyi ramazan ayında bir de iftar açmak için deneyin. Geç saate kadar çalışan esnafı ziyaret edip birinin iftar sofrasına pidelerinizi kapıp konuk olun. Satışla değil insanla uğraştığınızı anladığınızda hayatınızın anlamı da, işinizin gidişatı da değişecek emin olun.

Pek çok farklı markanın ofisleriyle ve marka çatısı altında olmayan ama büyük ekipler kurmuş ofislerle bugüne kadar yüze yakın eğitim yaptık. On yıldır sektörün sorunlarını çözmek yolunda çok az yol aldığımızı en net görenlerden biriyim o yüzden. Hiç yol almadık demiyorum ama yapabileceğimizin çok azını yaptık. Bunca yılda danışman adaylarının soruları, şikayetleri ve beklentileri çok az değişti çünkü. Buyurun yıllardır her eğitimde bana sorulan sorular ve benim verdiğim bazen de veremediğim cevaplar:12938214_598786893606791_6432704865885197990_n - Kopya

  • Eğitimde anlattığınız şeyleri yapan danışmanlar var mı gerçekten?

Evet gerçekten yapanlar var. Etrafınıza biraz dikkatli bakarsanız, sayıca çok olmasalar da orada olduklarını ve hizmet kaliteleri sayesinde ciddi kazançlar elde ettiklerini görürsünüz

  • Bildiğimiz gibi yaparak da para kazanıyoruz. Neden sizin önerdiğiniz gibi yapalım ki?

Bildiğiniz gibi yaptığınızda istikrarlı gelir üretemediğiniz için her kriz döneminde bana koşup “işler çok kötü, kriz var, ne yapmak lazım hocam” diyorsunuz. Oysa işinizi belli bir model üzerine inşa ettiğinizde yavaş ama istikrarlı sonuçlar alıyorsunuz. Kriz dönemlerinde ne yapmanız gerektiğini biliyor, hazırlıksız yakalanmıyorsunuz.

  • Bölge çalışması gerekli mi? Yani ne bileyim ben her yere çalışıyorum, üstelik para da kazanıyorum.

Hişşşt bir sakin olun bakalım 😊 Evet bölge çalışması şart. Her yere çalışarak iş kalitenizi ve gelirinizi şu anki seviyesinin üstüne çıkaramazsınız. Her yere çalışmaya zaman ve enerji de yetmiyor üstelik. İnsanız biz, enerji kaynaklarımızın bir sınırı var. Hele İstanbul’da yaşıyorsanız Kadıköy’deki danışmanın Beylikdüzü’ndeki bir portföye sağlıklı hizmet verebileceğine aklınız kesiyor mu? Boşuna mı yönlendirme ve paylaşım sistemlerini anlatıyoruz size.

  • Eeee tamam da ne zaman para kazanmaya başlayacağız biz?

Normal koşullar altında bir danışmanın ilk ay işlem yapmasına izin vermeyiz. Kulağınıza çok acayip geldi değil mi? Sebebini merak edenlere ayrıca açıklarım. İlk üç ayın sonunda birkaç küçük kiralama işlemi yapmış olmalarını, altıncı ayın sonunda kendi masraflarını çıkarmaya başlayacak hale gelmelerini, ilk yılın sonunda da artık evlerini geçindirecek kadar gelir üretmelerini bekleriz. Yaşam standartlarını yükseltecek kadar gelir üretmeye ikinci yıl içinde ulaşmalarını umut ederiz. Peki gerçekleşir mi? Herkes için değişir aslında. İçinde bulunduğunuz ofisin koşulları, sizin çabanız, işe başladığınız dönemin ekonomik şartları ve daha pek çok faktör vardır bu süreci etkileyen.

  • Biz iş güç peşinde koşmaktan sizin eğitimde anlattığınız modeli uygulayamıyoruz. Nasıl olacak o?

Eğitime işe başlamaya karar verince gelmelisiniz zaten. İşe başladıktan 6 ay sonra gelirseniz çok zorlanırsınız. Onun için temel eğitim deniyor adına. Temel atmadan inşaata başladıysanız önünüzde tek bir yol var. Önceden yaptıklarınızı yıkıp sıfırdan başlamak. Ne kadar ürkütücü değil mi?

  • Sizin eğitimde anlattıklarınız çok mantıklı geliyor ama ofise dönünce herkesin yaptığını yapmaya devam ediyoruz. Bir iki gün deneyip vaz geçiyoruz.

Bir tek sizin başınıza gelmiyor üzülmeyin. Ofisinizin sahibi, yöneticiniz ya da bir danışman koçu tarafından desteklenmediğiniz sürece bir iş modeli sürdürmek zordur. Çok az insan tek başına böyle bir şeyin altından kalkabiliyor. Yardım almalısınız. Ama bu yardım, arabanıza benzin koymak, size hazır sözleşmeli portföy sağlamak gibi şeyler olmamalı. Spor salonuna gittiğinizde eğitmenlerin yaptığına benzer bir yardım olmalı. Yani ilk defa denediğiniz bu işte başınızda birisinin durup nasıl yaptığınızı gözlemesi, yanlışınızı bizzat nasıl doğru yapılacağını göstererek düzeltmesi gerekir

  • Şu sosyal medyada gördüğümüz danışmalar gerçekten göründükleri kadar başarılı mı?

Başarılarını göstermek konusunda başarılı oldukları kesin. Bir kısmı da gerçekten başarılı. Ama sektörün çok daha başarılı birçok ismini sosyal medyada görmüyorsunuz. Marka çatısı altında olmayıp çok düzgün hizmet veren daha ne danışmanlar var. Kimse onlara gösterişli törenlerle ödül vermiyor ama markaların ciro birincilerini yaya bırakacak, adını hiç bilmediğiniz pek çok kişi var.

  • Bu kadar çok evrak doldurursak işimizi yapacak vakit bulamayız. Bunların hepsi gerekli mi?

Evet gerekli. O evrakları kullanmadığınız için hep aynı şeylerden şikayet edip duruyorsunuz. O evrakları danışmanlara eziyet olsun diye düzenlemedik ki. Her biri şikayet ettiğiniz önemli bir soruna çözüm olarak üretildi. Yazıp çizmekten bu kadar korkmayın yahu. İki satır yazınca incileriniz dökülmez. Yazmayı sevmiyorsanız çok çalışıp kendinize sizin yerinize evrak işlerini takip edecek bir asistan tutarsınız olur biter

  • Siz neden gayrimenkul danışmanlığı yapmıyorsunuz peki?

Benim bir idealim var. Bu memlekette gayrimenkul danışmanlığının kalitesini yükseltmek. O yüzden eğitimcilik yapıyorum. Eğitimcilik yaparken danışmanlık yapmaya devam edemem. Benimle eğitim yapanlar bilir, eğitim süresince telefonum kapalıdır. Bana ulaşamayan müşterilere hizmet veremem ki.

Başka sorunuz varsa çekinmeyin sorun. Ben bayılırım cevaplamaya 🙂

 

 

 

 

Eğitimler sırasında Gayrimenkul danışmanlarından en çok duyduğum şikayet şudur: “Sizin söylediğiniz her şeyi yapıyoruz. Bölge çalışması, değerleme raporları, broşür hazırlamak, dağıtmak ama sonunda gidip mahallenin en dolandırıcı emlakçısından ev alıyor ya da sözleşmeyi ona veriyorlar. Neden?”

Hep söylediklerimi bu sefer de yazayım dedim. İşte şapkanızı dahi emanet etmeyeceğiniz o emlakçıların sizden farklı yaptığı şeyler:

  1. Esas amaçları nettir. Ne olursa olsun o işi kapmak

Denedikleri taktik işe yaramazsa hemen yeni bir şey yaparlar. İşi kapana kadar doğru ya da yanlış demeden her yolu denerler. Sonuç odaklıdırlarkötü emlakçı

  1. Hayır, cevabını kabul etmezler

Onları tek bir cevap ilgilendirir o da evet. O cevabı almak için her şeyi yaparlar. Reddedilmek gururlarını kırmaz.

  1. Yanlış yapınca utanmazlar

“Pardon abicim bi yanlışlık olmuş” der işlerine devam ederler. Ortaya koydukları performans birçok kişi için utandırıcı olabilir ama onlar umursamazlar. Utanmak vazgeçmekle aynı anlama gelir çünkü.

  1. İş ve müşteri takip etmekte ustadırlar

Bir kere yolunuz onlarla kesişirse paçanızı kurtaramazsınız. Hiçbir azarlanmayı umursamazlar. İşi başkasına verip vermediğinizden ya da vazgeçmediğinizden emin olmak için yılmadan usanmadan arar dururlar

  1. Karar anında tereddüt edilmesine izin vermezler

Sizin yerinize kararı verir sonucu bağlarlar. İşin ne ara bittiğini, imzayı ne zaman attığınız bile hatırlamazsınız.

  1. Satışı bozma ihtimali olan her şeyi göz önünde çekerler

İşin bozulmasına sebep verecek konulardan bahsetmekten kaçarlar, kusurları örter ya da sonucunu bilmeseler bile halledileceğine dair söz verirler. Gürültücü çocuğa dondurma alırlar, enişteye çay ısmarlarlar.

  1. Kime nasıl davranacaklarını iyi bilirler

Kimin karar verici olduğunu anlar hemen doğru adama oynamaya başlarlar. Kararı olumsuz etkileyecek adamı da ayakaltından çekmek için ara bozmaktan tutun da “abi seni evlendirelim”e varan tekliflere kadar her numarayı yaparlar

  1. Hangi fiyatı duymak istediğinizi iyi tespit ederler

Alakasız gibi duran bir sürü fiyattan bahsedip durarak zemin yoklarlar. Sizin dile getirdiğiniz bütçenin gerçek rakam olmadığından emindirler.

  1. Tüm dolandırıcılıklara karşı her türlü tedbiri alırlar

Herkesin dolandırıcı olduğunu düşündüklerinden sürekli şüphe içindedirler. O yüzden tüm numaralara karşı tedbirli olmaya çalışırlar.

  1. Mutlaka her işi halledecek bir adam tanırlar

Size satış yapıp kar edemeyecekse, evinize duş kabini taktırıp arkadaşından komisyon alır. Olmadı size halıcı tavsiye eder. Sizden para kazanmanın bir yolunu mutlaka bulur, kendi kazanmazsa arkadaşına kazandırır.

Bunca tedbirin ve ısrarın karşısında teslim olmamak sıradan müşteriler için çok zordur. Siz yeni bir müşteriyle tanışana kadar onlar müşterinin koluna girmiş tapuya sürüklüyor olurlar. Bu yüzden hızlı, kararlı, ısrarcı ve öngörülü olmayı başaramazsanız mahallenin en kötü emlakçısına müşterilerinizi kaptırır durursunuz. Dengeyi tutturmak zorundasınız. Hem kaliteli hizmet vermeli hem de piyasanın baş döndürücü hızına uyum sağlamalısınız. “Sektörde öyle adam yok ki hocam” diyorsanız uyarmış olayım. Gayrimenkul danışmanlarının yüzde 85’i şikayet etmekten başka bir şey yapmazken sokaktaki beğenmediğiniz emlakçılar arkanızdan gülüyor.

 

nasıl daha başarılı olursunuz?

 

1. Şikayet etmek
Koşullardan memnun değil misiniz? Tamam olabilir. Peki memnun olmadığınız koşullar hakkında ne yapıyorsunuz? Ofis mutfağında sigara içerken koşullar hakkında homurdanmak bir işe yaramaz biliyorsunuz. Ya da her fırsatta “alt yapı vardı da biz mi başaramadık” demek başarılı olmanızı sağlamaz. Koşullardan memnun değilseniz önce ilgili kişiye çözüm önerinizi iletirsiniz. İlgililer ilgisizse ya da çözüm aramıyorsa kendinize istediğiniz koşullara sahip olduğunu düşündüğünüz yeni bir ofis ararsınız. O da olmadıysa kendi ofisinizi açarsanız. Siz yeter ki derdinize çare arayın.nasıl daha başarılı olursunuz?

2. Başkalarını suçlamak
Hayatta başımıza gelen şeylerin büyük bir kısmının sorumlusu biziz. İş yerinde biri hakkınızı mı yiyor, engel olun. Dedikodunuzu mu yapıyor, geçip karşısına yüzleşin. Güvendiğiniz insanlar size kazık mı atıyor, seçimlerinizi gözden geçirin. Bazı şeylere ulaşmanıza başkalarının davranışları engel olabilir ama onları suçlayarak hatalarını düzeltmelerini beklemek size hiçbir şey kazandırmaz. Siz yolunuza devam edin. Sizi yolunuzdan başkası alıkoymaz. Sadece önünüze engel çıkaran olur. Üzerinden atlayacak ya da teslim olup vazgeçecek olan sizsiniz.
3. Zamanınızı boşa harcamak
Arkanıza dönüp baktığınızda boşa harcadığınıza en çok pişman olacağınız şeydir zaman”. Lak lak ederek, candy crush oynayarak harcadığınız o zamanın onda birini kendinizi geliştirmek için harcasaydınız bambaşka bir yerde olurdunuz.
4. Dedikodu yapmak
Başkalarının hayatı ve hataları kendilerini ilgilendirir. Ortada sizi ilgilendiren bir durum varsa bunu üçüncü bir kişiye değil direkt ilgili kişiye söylemelisiniz. Dedikodu yapıyorsanız, dedikodusunu yaptığınız kişinin yüzüne karşı düşüncelerinizi söyleyemeyecek kadar korkaksınız demektir. Başarı korkakları sevmez
5.Hata yapmaktan korkmak
Hata yapmıyorsanız bir şey yapmıyorsunuz demektir. Yeni bir şey deneyen herkes bir kaç hata yapar çünkü. Hata yapmayı göze almak, risk almayı öğrenmenizi sağlar. Aynı hataları tekrar etmeyin yeter. Başarı risk alabilme ve sonuçlarını sırtlanma sanatıdır. Başarısız olmayı göze almazsanız ilerleyemezsiniz. Hani filmlerde hep söyledikleri bir söz var “kaybedeceğim savaşa girmem ben” diye.  O sadece korkakların ve film karakterlerinin söyleyeceği bir laf. Çünkü zafer bir sürü yenilgiden oluşur.
6.Sabit fikirli olmak
Hayatta hedefler de hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemler de değişebilir. Hedefte istikrarlı olmaya çalışabilirsiniz ama yöntemde esnek olmak zorundasınız. Zaman, koşullar, çevre ve hatta kendiniz sürekli değişirken yöntemlerinizi sabit tutarak ilerleme sağlayamazsınız. Sabit fikirli olmanız gereken tek şey iş ahlakınızdır
7.Tembellik
Emek olmadan yemek olmaz. Çalışmadan başardığını düşündüğünüz kişiler siz bakmazken sizin bilmediğiniz yöntemlerle çalışıyorlar. Ne demiş John Hanke: “Bir gecede başarılı olmak 20 yılımı aldı.”John Hanke

8. Başkalarından çok şey beklemek

Sizin başarınız ancak sizin çabanızla gerçekleşir. Başkaları sizin başarınız için çalışıyorsa, bu onların başarısı olur ve onlar bu çabadan vazgeçerse düşersiniz. Sizi destekleyen dostlarınız olması güzeldir ama desteklerini çektiklerinde ayakta kalabilmeyi en baştan öğrenmelisiniz. Başarınızın anahtarını başkasının cebine koymayın. Size anahtarı vermek istemediği gün ne yapacağınızı bilemeyebilirsiniz.

9. Çözümün değil problemin parçası olmak

Gayrimenkul danışmanlığı herşeyden önce problem çözme sanatıdır. Önünüze çıkan sorunlardan şikayet etmeye harcadığınız zamanı çözümü aramaya harcamayı öğrenmek zorundasınız. Ne müşterilerin karakter bozukluğundan ne de piyasa koşullarından şikayet edecek lükse sahip değiliz. İş bizim, sonuç bizim. Çözüm üretmeyerek kaçırdığımız her işlemi bizim yerimize sonlandıracak birileri mutlaka var bu piyasada. Önünüze çıkan işe, müşteriye, duruma burun kıvırmamayı öğrenmek ZORUNDASINIZ!

Bu sektörde sık sık duyduğum iki cümle var. Biri neredeyse her ofisin sosyal medyada ya da beraber geçirdiğimiz eğitim, paylaşım süreçlerinde istisnasız kullandığı “biz bir aileyiz” klişesi. İkincisi de eğitimler sırasında “birbirinizin reklamını yapın, kendi reklamınızı yapmanızdan çok daha iyi sonuçlar elde edersiniz” diye tavsiye verdiğimde karşıma çıkan “millet birbirinin gözünü oyuyor, kimse başkasının reklamını yapmaz ki” cevabı.

Evet, kabul ediyorum. Gayrimenkul danışmanları ve ofis sahipleri olarak çok fazla sorumluluğumuz var. Çok çalışıyoruz. Gayrimenkul sektörü dışı sizi içi bizi yakar bir sektör. Stres seviyesi yüksek bir iş. Alıcısı satıcısı çeşit çeşit. Karşımıza bin bir türlü insan, acayip acayip işlemler, tuhaf garip sorunlar çıkıyor.

Ama ortada çok üzücü bir gerçek var. Stresin en büyüğünü, beraber çalıştığımız ofisler, yönlendirme yaptığımız diğer gayrimenkul danışmanları ya da aynı piyasayı, pazarı paylaştığımız iş ortaklarımız yaratıyor. Bu hem en çok şikayet edilen hem de en çok üzeri örtülmeye, görmezden gelinmeye çalışılan sorunlardan biri. Üzerinde ne zaman konuşmak istesem kavgaya dönüşen, herkesin alınganlığının en yüksek seviyeye çıktığı acayip bir konu.

funny family 001

Bir tarafta ne zaman beraber iş yapsak yüzümüzü ağartan, dost arkadaş olduğumuz, işimizi kendi işi gibi sahiplenen ofisler, danışmanlar var. Bu danışmanlarla ve ofislerle çalışırken aynı kulübün üyesi olduğumuzu hissediyor, yaptığımız işten gurur ve mutluluk duyuyoruz. Satış yaptığımızda, zor bir işlemi sonuçlandırdığımızda ya da ciro başarısı elde ettiğimizde bizi içtenlikle tebrik ediyorlar. Başarılarımızın ve sıkıntılarımızın ortağı oluyorlar.

Diğer tarafta da aynı ofiste ya da marka altında çalıştığımız halde kendi ekmeği ve müşterisi için çaba göstereceğine başkasının ekmeğini elinden almaya çalışan, etik kuralları önemsemeyenler var. Üstelik tüm bunları yaparken kendisine yapılan en ufak bir yanlışta yüzü kızarmadan “etik kurallar var” diye bağırıp çağırıyor bunlar. Onlarla çalışmama şansımız da pek yok. Müşterilerimizi ve aynı piyasayı paylaşıyoruz sonuçta. Mutlaka yüzyüze geliyor, ne kadar kaçınsak da beraber işlem yapmak zorunda kalıyoruz. Kendi ofisinizden bir danışman, kendi markanızdan bir ofis ya da mahalle emlakçısı da olsa fark etmiyor. İşbirliği yapmak istediğinizde önce kabul ediyor hatta gayet arkadaşça ve yardımsever davranıyorlar. Sonra her türlü akla gelmedik engeli önünüze koyup yolunda gitmeyen her şeyde sizi suçluyorlar. Alıcınızı elinizden kapmaya çalışan mı istersiniz, satıcınıza hatta ofis sahibinize sizin beceriksiz olduğunuz anlatıp dedikodunuzu yapan mı istersiniz… Arkanızdan dolanıp her çeşit numarayı çekmekte hiç bir sakınca görmüyorlar. Anlatmama bile gerek yok eminim. Çünkü hepiniz benzer hikayeleri yaşamışsınızdır zaten.

Önemli olan danışmanların birbirine yaptığı saygısızlık da değil. İş saygısızlıkla kalsa bir daha görüşmezsiniz olur biter. Ama işlemlerde beraber çalışmak zorunda kalınca sorun ciddileşiyor. Müşterinize “ben sizi temsil eden danışmanla çalışmam” diyemeyeceğiniz zamanlar oluyor. Beraber yürütmeniz gereken işlemler için, evrak ve bilgilere ulaşmanızda yardımcı olmayan bu iş ortakları, sizi temsil ettiğiniz tarafa karşı zor duruma düşürüyorlar ve en önemli görevin yerine getirilmesine engel oluyorlar: İşlemin kaliteli bir hizmetle tamamlanması!!!

Bu tip danışmanlar ve ofisler, maalesef yaptıklarının dönüp dolaşıp kendi itibarlarını zedelediğinin farkında bile değil. Son yıllarda biraz da olsa itibarını yükseltmeyi zar zor başardığımız gayrimenkul danışmanlığı mesleğine verdikleri bu zararın bindikleri dalı kesmek olduğunu bir türlü anlamıyorlar.

İnsanlar çeşit çeşit. Gayrimenkul danışmanlarının da farklı karakterlerde olmaları gayet normal. Hepimiz insanız. Kabul ediyorum ki bu, iş dünyasının bir gerçeği. Ama gayrimenkul sektöründe danışman olmak sıradan bir çalışan olmaktan çok farklı. Gayrimenkul danışmanlığı bir çeşit girişimcilik. Bu iş, beraber çalıştığınız ofisin sahibine  olduğu kadar size de ait bir iş. Yani sektördeki danışmanların yaptığı iyi ve kötü her şeyin sonuçları doğrudan tüm danışmanları etkiliyor. Bu yüzden piyasanın işleyişini ve etik kuralların yaygınlaşmasını kendi ellerimizle sağlamaktan başka çaremiz yok.

Bizler aile olmayabiliriz ama düşman da değiliz. Bu sektörde işbirliği yapmaktan, birbirimizi desteklemekten ve eğitmekten başka ilerleme yolumuz yok. Sektörde her markadan ancak bir tane birinci çıkarabilirsiniz. Geri kalan binlerce danışman ne olacak? Hırs güzeldir ama bu piyasa tek bir birinci için fazlasıyla büyük. Herkesin ekmeğini kazanabileceği kadar yer ve işlem var. Eğitimlerde boşuna mı öğretip duruyorlar size rakibiniz sahibinden satılıklardır, diğer gayrimenkul danışmanları, diğer ofisler ya da markalar değildir diye. O yüzden rol yapmayı bırakıp gerçek işbirlikleri ve ortaklıklar kurun. İş birliği yapmaktan hoşlanmıyor musunuz? Kimsenin başını yakmayın, yalnız çalışın. Aile olmasak da olur.

Doğru rakiple uğraşmanız dileğiyle…

 

Bu gün size bir güzellik yapıp gayrimenkul sektöründe yüzde yüz başarı getiren bir sırrı paylaşmaya karar verdim. Öğrendiğiniz ve yapmaya başladığınızda kesin başarı getiriyor. Bölge çalışmasında kapı çalmak!

Peki, kapı çalmaktan kastım nedir ve nasıl sonuçlar elde edilir?

Efendim kapı çalmak dediğimiz şey şöyle bir şeydir. Bir kapının önüne gidilir. El dirsekten yukarı doğru kıvrılır. İşaret parmağı zile bastırılır. Zil yoksa işaret parmağının eklem yeri kapıya vurularak içeriden duyulacak bir tak tak sesi çıkarılır. Kapıyı bir açan olursa gülümseyip “merhaba, ben bölgenizin gayrimenkul uzmanı filanca” denir, eldeki broşür ya da promosyon malzemesi kapıyı açana uzatılır. İyi bir gün dilenip bir sonraki kapıya doğru yola çıkılır. Bu eylem üç haftada bir bölgenizdeki her hanenin kapısı için tekrar edilir.

gayrimenkul sektöründe bölge çalışmasıİtirazlarınızı duyar gibiyim: “Sitelere giremiyoruz bile”, “Lüks konut çalışıyorum ben, kimse kapı açmaz, açsa bile tam tersi bir etki yapar rahatsız olurlar”, “Tutucu bir bölgede çalışıyorum, kadınlar kapıları açmazlar” . Aşağı yukarı buna benzer itirazlar. Bu itirazlar genelde daha önce hiç kapı çalmamış ya da sadece broşürünü posta kutularına ve apartman kapılarına bırakmayı bölge çalışması yapmak saymış danışmanlardan gelir. Bahane aradığınızda kolayca bulunan bir şeydir zaten. İş çözümü bulmakta. Sizin bölgenizin kapıları nasıl çalınır, o kapılara ulaşmanın yolu nedir? Asıl aramanız gereken bunlardır, bahaneler değil.

İşe yeni başlayanlara temel eğitimlerinde hep sorarım: “İşe yeni başlamış danışmanlar olarak gözünüzü en çok korkutan, en zorlanacağınızı düşündüğünüz şey nedir?”. Cevap çoğunlukla aynıdır : “sözleşme almak”. Kimse “kapı çalmak” diye cevap vermez bu soruya. Çünkü kapı çalmak, yapmaları gerekenler listesinde yer alan ama aynı açık ev daveti düzenlemek gibi nadiren yapılan, hayali ve uygulanamaz görünen bir şeydir. Oysa kapı çalmak, sözleşme almak ve tam hizmet bedeli almak ayrılmaz bir üçlüdür bizim işimizde. Biri olmazsa diğeri olmaz.

Daha önce bölge çalışmasında kapı çalarak başarıya ulaşmış biriyle karşılaşmadıysa, işe yeni başlamış bir gayrimenkul danışmanını gerçek anlamda kapı çalarak bölge çalışması yapmaya ikna etmeniz neredeyse olanaksızdır. Bu yüzden danışman yetiştirirken, işe yeni başlamış danışmanların ilk kapı çalma deneyimlerinde hatta ikinci ve üçüncü seferlerinin büyük bir kısmında mutlaka yanlarında bulunmak gerekir. En kötü ihtimalle ikişer üçer kişilik gruplar halinde kapı çalmalarını sağlanmalıdır. Öyle “git kapı çal” demekle olmaz o iş. Kapı çalmaya başlamak, devam etmek ve bunu yapma alışkanlığı kazanmak bir gayrimenkul danışmanının en zor kabullendiği ve sürekliliğini en zor sağladığı şeydir. Oysa bölgesini tanıyıp kapıları nasıl çalacağını çözen gayrimenkul danışmanları (ki sektörde bunu yapabilen danışman sayısı %3’ü bulmaz) önerilen sıklıkta olmasa bile fırsat buldukça kapı çalmaya devam eder. Kapıları çalıp sonuçları doğru değerlendiren danışmanlar arasında başarısız olan görmedim daha.

Kapıları çalmanın doğru yolunu bulanlar şöyle bir sonuç elde eder. Uzmanlık bölgelerini başka kimsenin tanımadığı kadar iyi tanırlar. Konutlardan bahsetmiyoruz bakın, orada yaşayanları tanırlar. Uzmanlık bölgeleri de onları başka kimseyi tanımadıkları kadar iyi tanır. Henüz piyasaya çıkmamış satılık ve kiralık ihtimallerinden en önce kapı çalanların haberi olur. Gayrimenkul denilince o bölgedeki herkesin aklına önce kapıları çalan danışman gelir. Ofisinize gelip sizi adınızla arayan, sizinle çalışmak isteyenlerin sayısı şaşırtıcı derecede artar. Derdimiz betonla değildir anlayacağınız, can cana temas kurmakla, mahallenin insanı olmakla uğraşırız kapı çalarken.

Kapıları çalmaktan ne zaman bahsetsem “ben bölgemi çok iyi biliyorum” diyen ya da “bölge hakkındaki her şeyi internetten bile öğrenebiliriz ki” diye itiraz eden pek çok danışmanla karşılaşırım. Meselenin özü sizin bölgeyi bilmeniz değildir, uzmanlık bölgenizin sizi bilmesidir. Bölgenizdeki düğünlere davet edilmiyorsanız, ev hanımlarının hangi gün kimin evinde altın günü yaptığını bilmiyorsanız, yorulunca kapısını çalıp çayını içeceğiniz kimse yoksa o bölge sizin bölgeniz değildir efendim. Kapıları nasıl çalmalıyız peki diyorsanız o uzun uzun anlatılması gereken bir hikaye. Beklerim bir gün gelin anlatayım 🙂 Kapı çalmak konusunda kendinizi gergin hissediyorsanız sizi   şöyle alayım

 

Meslek hayatımın son on yılını, tutkusunun ne olduğunu hiç düşünmemiş ama gaza gelmiş, parasız ve başarısız, hayallerinin peşinden koştuğunu sanan, mutsuz, umutsuz insanları seyrederek geçirdim.
Gayrimenkul sektöründe hayatının merkezi yanlış yerde sallanıp duran yüzlerce danışman ve danışman adayı, acı içinde koşturup duruyorlar. Kimse onlara “bu iş sana göre değil, gücünü sana çok daha uygun başka işler için harca” demiyor.
Farkındayım bu iş çok cazip. Bu işe talip olanlarda belli özellikler ya da diploma aranmıyor. Kazanılabilecek gelir kelimelerle tarif edilemeyecek kadar yüksek. Harcanan emek bu ülkede asgari ücretle çalışan birçok kişinin harcadığı emekten daha azmış gibi görünüyor. Haftanın 6 günü, günde 8 saat çalışıp ay sonunda 1.600 TL almakla tek işlemden 5.000 TL alma ihtimali kıyaslanamaz bile. Gelin görün ki gayrimenkul danışmanlığı, herkesin rahatlıkla gücünü ve becerisini değerlendirebileceği bir alan değil. Hatta pek çok kişi için kumar kadar tehlikeli. Sopanın ucunda sallanan havucu kovalayan ve o havucu hiç yakalayamayacak olan çok danışman var. Kişisel gelişim kitaplarında ve gayrimenkul sektöründeki markaların eğitimlerinde sürekli pompalanan “tutkularının peşinden koşup kazanan insan modeli” siz olmayabilirsiniz.

sopanın ucundaki havuç
Sorun kendinize… Neden gayrimenkul danışmanı olmak istediniz? Bağımsız çalışabilmek için mi? Herkes yapıyor ben de yaparım diye düşündüğünüz için mi? Tutkunuz gayrimenkul sektöründe başarılı olup yükselmek mi, yoksa fazla nitelik aranmayan bir işten para kazanmak mı? İkisi arasındaki o küçük fark bu işteki başarınızın temel taşlarını oluşturuyor.
Emlakçılık başka, gayrimenkul danışmanlığı bambaşka bir şey. Harika bir emlakçı olabilecekken büyük markaların ofislerinde kendilerine hiç uymayan bir iş modeliyle çalışmakta inat eden yüzlerce kişi var. Ofis sahipleri de sırf ciroya etki ediyor diye bu çalışanlardan vazgeçmek istemiyor. Oysa markalar altında yapılan gayrimenkul danışmanlığı, bir iş modelidir. Kuralları ve yaptırımları vardır. Olmalıdır.
Ödenen isim hakkı bedelleriyle bir marka adını kullanma hakkını değil, sağlam kurulmuş bir sistemi satın alırsınız. Buna rağmen pek çok markalı ofis, işlerini bildikleri gibi yapıyor. Tabelalarında “falan emlak” yerine bilinen bir marka yazıyor olmasının havasını atıyor sadece. Merkezdeki eğitimlere katılıyor, o gazla bir iki hafta önerilen iş modelini yürütmeye çalışıyorlar. Bu iş modelinin kendi bildikleri yoldan daha yavaş işlediğini görünce de bildikleri, alıştıkları yoldan devam ediyorlar. Sektör, marka tabelası taşıyan ama karadüzen çalışan ofisler ve danışmanlardan geçilmiyor.

Ofis sahiplerinin büyük bir kısmı tabelayı kapıya astıklarında ve çalışanlarına siz bizim çalışanımız değil iş ortağımızsınız dediklerinde sistem kendi kendine işlemeye başlayacak sanıyor. Ama gerçek bir gayrimenkul danışmanı yetiştirmek çok emek ve çaba isteyen bir süreçtir. Markalar da ofis sahiplerini bu konuda fazla sıkıştırmadığı için gayrimenkul danışmanı kartı taşıyan ama bu niteliğe hiç sahip olmamış yığınla insanı sektör çiğneyip çiğneyip atıyor maalesef. Danışman tutundurma oranları %12-13 civarında hala. Yani işe beraber başlayan 10 danışmanın yıl sonunda sadece bir tanesi bu işe devam ediyor.
Gayrimenkul danışmanlığı gerçekten eşine az rastlanır güzellikte bir iştir. Ama herkese göre değildir. Parlak renklerle yazılmış tabelaların, janjanlı ofislerin, hoplanıp zıplanan eğitimlerin, ödül törenlerinin cazibesine kapılmadan önce bu işin gerçeklerini ve gereklerini öğrenin. Sistemi anlamış ve uygulamak için çaba göstermiş bir ofis bulun. Gerçekten istediğiniz iş bu mu? Yoksa sadece sonuçlarını mı istiyorsunuz? Sadece sonuçlarla ilgileniyorsanız ve gereken çabayı göstereceğinizden, bu katı kurallı iş modeline uyabileceğinizden şüpheniz varsa emlakçı olun lütfen.
Ya da hem aklınızı hem gücünüzü kullanabileceğiniz başka bir şeyin peşine düşün. Marangoz olun, aşçı olun, otobüs şoförü olun ama her ne olduysanız işinizi gerektiği gibi yapanlardan olun. Mutlu olun demiyorum bakın. Rahat ve kendinizden emin olun. Neden o işi yapıyorsunuz bunu iyice biliyor olun. Mutlu olmak için mi, az düşünmek için mi, çok para kazanmak için mi, az çalışmak için mi? Hayatınızı sürdürmek için yapıp duracağınız bu şey, hayatınızda doğru yerde durmuyorsa, hangi mesleği yaparsanız yapın, kendinizi sürekli bir huzursuzluk denizinde yüzerken bulursunuz. Hayatınızı değiştirebilecek olan gayrimenkul danışmanlığı işini gerçekten hayatınızı değiştirmek için yapmanız dileğiyle…